Peki nereye gidiyoruz? / Dilli Düdük

Peki nereye gidiyoruz? Yani sanatsal olarak, politik olarak, apolitik olarak nereye gidiyoruz? Eleştiren olarak, eleştirilen olarak hasılı demem o ki bu coğrafyada bir şekilde yaşayan insanlar olarak nereye gidiyoruz? Kapıdaki tehlike artık içeriye girdi mi? Ya da o tehlike gelip de burnumuzun dibinde dururken, biz onu hep kapıdaki tehlike mi sanıyorduk?

- Devlet tiyatroları sınav yapıyor, dört yıl ama orada ama burada bir yerlerde üniversite okumuş, tiyatro okumuş insanlar akınla başvuru yapıyor, alınan kırk kişi… Üstelik yaşı kurumdan eski bir sürü oyuncuyu bünyesinde barındırarak, bir sürü gence kapılarını kapıyor kurum. Üstelik bu insanların çoğu, televizyon piyasasında koşturmaktan doğru düzgün kuruma gelip gitmezken… hala diplomalı figürasyon sürüyor.

- Peki bu kurumda tiyatro yapmak? Kalıpların dışına bir adım atmamak, etliye sütlüye karışmamak, bir iki gülüt, üçbeş küfürle günü kurtarmak ve ego tatmini yapmak… tamam bu kadarı belki de içinde biraz haksızlık barındırıyordur. Ama onların bize yaptıklarının yanında esamesi bile okunmaz…

-  Eleştiri mekanizmasının işlememesi, yapılan eleştirilerde sürekli üzümler bırakılıp bağcının dövülmesi… mesela bir türkücü film yapmış, herkes harcadığı bütçeyi eleştiriyor. Sanatı eleştirmeye bu noktadan mı bakmalıyız? Bundan önce yaptıkları ortada, müthiş projelermiş gibi gösterilen, süslü püslü, sözüm ona harkulade eleştiri yapan ancak yine etliye sütlüye karışmayan işler. Üstüne yapılan film, ne bir sanatsal eleştiri, ne bir teknik eleştiri ne de başka bir şey herkesin dilinde on milyon dolar… adamın parası var gömmüş filme, ilgilenmemiz gereken bu mu? Bence ilgilenilmesi gereken başka başka bir dünya şey var.

- Devlet tiyatrolarında kapalı gişe oynayan oyunlara bakmalı mesela, kostümler, dönerli sahneler, alçalıp yükselen dekorlar, rengarenkler, ışıl ışıllar… Konu, yok. Reji, yok. Amaç, yok. Ama tiyatro var. Olur mu? Olabilir mi? Doğuşuna bakalım tiyatronun, olur mu? Olmaz. Bulunması gereken başka bir yol olmalı. Tamam belki bu kadarı haksızlık ama onların bize yaptıkları…

- Tiyatroya giden seyirci belli, tiyatro yapılan kitle belli, alan razı satan razı… Güldük eğlendik teması işlenen oyunlarda amaç seyircinin günün sitresinden kurtulmasından fazlası değil. Yeter mi? Yeter diyenin vicdanı kurusun… ama bu kadarı haksızlık diyen varsa biraz da ben haksızlık edeyim…

- Sadece tiyatro alanında mı? Değil. Sinemada, televizyonda… hatta yeşilçamdan günümüze… muhteşem oyuncular diye baktığımız taptığımız isimlere bakalım. Dünden bugüne aktörlere, aktirstlere bakalım. Yere göğe sığdıramadığımız, ilah yaptığımız kişiler ne kadar anlıyor sinemadan, oyunculuktan. Yahut sanattan, sanat ahlakından etiğinden… güzellik yarışmasından fırlamış kişilerin görüntüsü… Güzelin milyon kaldırdığı bir piyasada işsizlikten buhran bunalım dolanan tiyatro bölümü mezunları, öğrencileri… tamam akademik eğitim almış kişilerin dizi piyasasına meze olmaları da içimizi yakan başka bir durum fakat çıkar yol yok gibi görünüyor. Maalesef durum çok acı. Yapılan “işin rezil olduğunu” bildiğin bir kurumun açacağı sınavı kazanmak ümidiyle yaşamak, hayatı buna bağlamak izlenecek birinci yol. İkincisi, dizi piyasasının kapısında yatıp kalmak, saçma sapanın bir adım ötesine gitmiş projelerde yer almak.
Eğitim sisteminin çivisi çıkmış, akademik olarak tiyatronun içinde olabilmek için gereken; para. Tiyatro yapabilmek için gerken de yine o. Kitaplar ateş pahası, yarın ne yiyeceğini, kirayı nasıl vereceğini düşünerek sanatsal faliyetlere gözü kapalı dalmak kaç kişinin becerebileceği iş? Ülkede ideolojik özgürlükleri savunan bir iktidar, baş örtüsünü serbest bırakmak için savaş açıyor. Ona buna saldırıyor, küpe takan bir öğretmenini, kılık kıyafet yönetmeliğinde maddesi olmamasına rağmen, kınıyor, sürüyor vb… köşe başları tutulmuş üstelik yağmur yağmada. Ama birileri sürekli yağma yok diyor. Kimse sesini çıkartmıyor. Ben sadece konu başlıklarını vermeyi düşündüğüm bu yazıya bir bakıyorum, birazcık bir şeyleri açıp irdelesek günler aylar alacak. Böyle bir sürecin içinde, belki, bu ay kirayı nasıl öderim diye düşünmeden bir şeylere vakit ayırabilirim düşüncesiyle, sadece para kazanabilmeye yönelik işler yapıp durmakta, buna rağmen asla bir yol bulamama ve ruhumu temizlemek için bir takım işlere gidip, bazı özel, önemli kişilerle birlikte bulunmaya gayret göstererek… toparlamaya gerek var mı cümleyi… nasıl olsa hiçbir şeyi eleştirmiyoruz. Bu yazıya da kimse bir şey demeyecektir. Okumayacaktır bile. Kim neyi okuyor ki? Ama bir şeyler canımıza okuyor… trade.com отзывыmelanett.ruиндивидуальные туры в мексику