Doğaçlama Tiyatro Atölye Notları / Sevda Çevik, Kadir Çevik

28.08.2006 PAZARTESİ  (1)

ISINMA OYUNLARI:

Elektrik oyunu ilk önce el sonra göz teması ile oynandı. Bu oyunun amacı yoğunlaşma ve bedensel ısınmayı sağlamaktır.

SERBEST EKLEMELİ DOĞAÇ:

Ortaya çıkan oyucu bedensel bir formda donar. Bu forma katılan diğer bir oyuncu ile doğaçlama başlar. Koç doğacı belli bir formda keser. Doğacı başlatan kişi doğaçtan çıkar. Eklenen kişi çıkanın formunu alır. Bu kez doğaca, kalan kişi başlar. Bu oyunda amaç beden formlarından çağrışacak çeşitli doğaçlar yaratmaktır.

NESNE DOĞAÇLARI:

İkili gruplar kendilerine iki nesne seçerler ve o nesneler arasında geçen bir durum yaratırlar.

KURGULU DOĞAÇ: Grup ikiye ayrılır. Her grup karşı gruba belirleyici bazı cümleler söyler. Takımlar söylenen cümlelerden birisini seçer ve o cümleyi anlatacak bir kurgu oluştururlar.



29.08.2006 SALI  (2)

ÇAĞRIŞIMSAL DOĞAÇ:

İki oyuncu serbest konulu bir doğaç yaparlar. Koç, doğacı bir yerde keser. Eklenen kişi çıkan kişinin son cümlesini kullanarak başka bir doğaç oluşturur.



BELİRLEYİCİ NESNELER:

Grup ikiye bölünür. Her grup kendi arasında onar nesne belirler. Karşı takımdan iki oyuncu sahnede kendi seçtikleri bir doğaçlamayı oynamaya başlarlar. Karşı takım doğaçlamayı bir yerinde kesip belirledikleri nesneyi söylerler. Sahneye çıkan diğer iki oyuncu, söylenen nesneyi içerecek yeni bir doğaç oluşturur.

02.09.2006 CUMARTESİ (3)

ÖYKÜ OLUŞTURMA:

Öykünün gerçekçi mi yoksa gerçek üstü mü olacağına karar verildikten sonra her bir oyuncu tek cümle söyleyerek bir öykü oluşturur. Burada amaç grup dinamiğini oluşturmanın yanında birbirini dinlemeyi öğrenmek ve ortak yaratıyı oluşturmaktır.





EKLEMELİ ÜÇ KİŞİLİK SINIRLANDIRILMIŞ DOĞAÇ:

Doğaç konusu “pazarlama” olarak sınırlandırılır. Pazarlama kelimesi bildiğimiz anlamında kullanılmaz, kişi bir düşünceyi veya durumu pazarlayarak karşındakini ikna etmeyi hedefler. Doğaç iki kişi ile başlar. Kişilerin mekânı ve rolleri seyirci tarafından belirlenir. Doğaç esnasında çatışma oluştuktan sonra sorun çıkaran kişilerden biri doğaca uygun bir biçimde sahneyi terk eder. Doğaca o esnada üçüncü kişi dâhil olur. Bu katılım yeni bir çatışmayı doğurabilir. Her koşulda doğaç üçüncü kişinin katılımıyla sonlanacaktır.



DOĞACI BOZAN YANLIŞLAR VE DOĞAÇTA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN ÖNEMLİ UNSURLAR:

* Doğaçlamada ilk cümleyi söyleyen kişi; kendisinin ve partnerinin rolünü ve aynı zamanda mekânı belirtmek zorundadır.                                                                                                                                                                      

*Olumsuz olmak, konuyu beğenmeyip reddetmek gibi tavırlar doğaçlamayı bozar

*Doğaçlamayı orijinalin dışına çıkıp farklı bir şekilde işlemek konuyu cazip kılacaktır.



06.09.2006 ÇARŞAMBA (4)

ISINMA VE KONSANTRASYON OYUNLARI:

* Oyuncular birbirlerini ellerinden tutarak karşısındaki oyuncuyu kendilerine doğru çekerler.

* Oyuncular birbirlerine sırt sırta dayanarak bu kez birbirlerini iterler.

* İki oyuncu el ele tutuşur ve vücutlarını birbirlerinin ağırlığını taşıyacak biçimde geriye doğru bırakır. İki oyuncunun vücudu “v” pozisyonundayken, oyuncular oturup kalkmaya çalışır. Diğer bir denge hareketi de aynı dizge ile oyuncuların sırt sırta dayanmasıyla gerçekleşir.

* Grup daire biçimde yere oturur. Aynı anda aynı sayı söylenmeden, bir kişi mutlaka iki rakam söyleyecek biçimde sırasıyla 20’ye kadar sayılır. Kural ihlalinde ve ya aynı rakam iki kişi tarafından söylendiğinde sayma işi başa döner.



SIFAT DOĞAÇLARI:

Oyuncu bir sıfat belirler ve söylediği sıfatın   bedensel ifadesini yaparak donar. Sonra çıkan oyuncu aynı sıfatın derecesini büyüten bir İfadeyi kullanıp, donar. (Bu çalışma üç kişi ile yapılır. Sıfatın derecesi ise “daha” ve “en”dir. Örneğin; sakar, daha sakar, en sakar.)

* Sıfat doğacının ardından bu kez sıfatın üç derecesini yapan oyuncular sıfatı tanımlayan tip veya karakterlerle, spontane doğaca başlarlar.

* Aynı minval üzerinden çalışmanın başka bir versiyonu da; belirlenen sıfat ve onun bir üst derecesinin yanına ilk sıfatın tam tersi bir sıfatın eklenmesidir. (Örneğin; titiz, daha titiz ve en dağınık gibi.)



MEKÂN VE DUYGU DOĞACI:

Sahneye iki oyuncu çıkar. Seyirciler ve ya grubun diğer oyuncuları sahnedeki oyunculara bir mekân ve iki farklı duygu durumu söylerler. Doğaç bu mekân içinde belirlenen duygu durumları ile oynanmaya başlar. (Örneğin; mezar, mutlu ve kızgın gibi.)



08.09.2006 CUMA (5)

SERBEST EKLEMEKİ DOĞAÇ

EŞ ZAMANLI DOĞAÇLAR (SÖZCÜK AVI):

Sahnede iki kişiden oluşan, iki farklı grup vardır. Gruplara farklı iki mekân verilir ve isteyen grup doğaca başlar. Diğer grup oynanan doğaçtan bir kelime seçer ve kendi doğacını başlatır. Bir grup oynarken diğer grup donar. Bu çalışmada amaç seçilen kelimeleri doğaçlar içinde farklı anlamlara çevirebilmektir. Örneğin bir grup “hava çok soğuk” dedi. Diğer grup “soğuk” kelimesini “ne kadar soğuksun” diye kullanmalıdır. Eş zamanlı doğaçta mekânlar ve durumlar faklı olduğundan kullanılan aynı kelimeler komik öğeleri doğuracaktır. Çalışma esnasında sözcük avı başlamadan gruplar birbirine zaman tanımalı, doğacın gelişimi tamamlanınca her grupça belirlenen kelime mutlaka doğacın kurgusuna uymalıdır.

AÇIK OTURUM:

Ekip iki gruba ayrılır. Her grup içinde güncel ve ya popüler bir konuyu tartışacaktır. Herkes oturumda ünlü bir kişini kimliğine bürünerek tartışacaktır. Oturumu yönetecek kişiler doğacı başlatır ve eş zamanlı doğaçta olduğu gibi sözcük avı başlar. Oturum sonlanınca tartışmanın kanavasına sadık kalınarak sözcük olarak sadece “bıla bıla” kullanır. Aynı çalışma bir kez de sadece “havhav” kelimesi kullanılarak yapılır. Her iki durumda da oyuncular taklit ettikleri kişilerin fiziksel ve karakteristik özelliklerine sadık kalmalıdır.



11.09.2006 PAZARTESİ (6)

ISINMA OYUNLARI:

Tilki – tavuk oyunu oynandı. Üç dört kişi birbirinin belinden tutar. Tilki olan kişi tavuk sürüsünün en arkasındaki kişiye dokunmaya çalışır. Tavuk sürüsü tilkiden kaçarken birbiri ile olan vücut temasını koparmamalıdır.

SERBEST EKLEMELİ DOĞAÇ:

Oyuncuların önceden hazırlayıp yazdığı, mekan ve rol belirleyen başlangıç cümleleri kullanılarak iki kişili doğaçlar oynandı.

STATÜ OYUNLARI:

Sahneye çıkan iki oyuncuya koç sınırlayıcı roller ve mekan verir. Koçun belirlemesiyle oyuncuların statü durumları doğaç içinde değişir. Belirlenen statü bazen düşük bazen yüksek bazen de düşükken yüksek olur. Statüler değişse de doğacın gidişatı değişmemelidir.

ŞAPKA OYUNU:

Sahneye iki oyuncu çıkar. Oyunculardan biri şapkayı takar, diğer oyuncu da şapkayı alabilmek için değişik yollar arar. Şapka asla bedensel bir güç kullanılarak alınamaz ikna etmek şarttır.

Şapka turu ilk önce sözsüz daha sonra söz kullanılarak oynandı.



12.09.2006 SALI (7)

ŞİMDİ NE OLACAK?

Bir oyuncu sahneye çıkar ve bedensel bir form yapıp donar. Seyirciye ;“şimdi ne olsun ?” sorusu sorulur. Gelen öneriler ilk iki üç cümle olumsuz olmamalı ve doğacın yapısını bozmamalıdır. Oyuncu veya koç gelen önerilerden birini seçer. Oyuncu doğacını belirlenen durumda oynar. Doğaç devam ederken ara ara seyirciye aynı soru sorulur.





SENKRON (YA DA DUBLAJ) OYUNU:

Dört kişilik gruplar oluşturulur. Her gruptan iki kişi konuşan iki kişi de oynayan olur. Grup ortak bir konu belirler. Doğacı, oynayan kişiler değil, seslendiren kişiler yönetir. Senkron oyunu hem kurgulu hem de spontane oynanabilir.



14.09.2006 PERŞEMBE (8)

ISINMA VE KONSANTRASYON OYUNU:

Tüm grup yüzüstü yere yatar ve ellerini yanındaki oyuncunun kolunun altıdan geçirerek elini yere koyar. Sıra takip edilerek herkes elini yere bir kez vurur. Bir oyuncu elini iki kez yere vurursa sıra ters döner ve oyun komut değişene kadar aynı sıra takip edilerek devam eder.

ÖYKÜ KURMA:

Grup alfabetik sırayı gözeterek bir öykü oluşturmalıdır: “A” harfinden “Z”harfine kadar oluşacak öyküde mutlaka bir son olmalı, süreçte konu sapmaları olmamalıdır. Her oyuncu alfabetik sırada yeri gelen harfle bir cümle kurar ve öykü bu düzlemde devam eder.

*Bu çalışmanın öncesinde ısınma turu olarak önce, alfabe takip edilerek ama bu kez öykü bütünlüğü gözetmeden sadece cümlelerin çağrışımı ile alfabe tamamlana kadar tura devam edilir.

*Aynı çalışma iki grup halinde müsabaka formatında yapılır. Gruptaki oyuncuların her yeni cümleye devam etmeleri için sadece üç saniye süreleri olur. Süreyi aşan, yanlış harf ile başlayan ve öyküyü saptırıp saçma cümleler kuran takımın sırası karşı takıma geçer. Öyküyü sonlandıran takım müsabakayı kazanır.



18 EYLÜL 2006 PAZARTESİ (9)

ÖYKÜ KURMA (Alfabetik sıra gözetilerek.)

SENKRON OYUNU:

Bir oyuncu öyküyü anlatırken, diğer oyuncu öyküyü oynar. Fakat bu kez hikâyeyi anlatanla, oynayanın ritimleri farklıdır. Anlatan öyküyü yavaş anlatıyorsa oynayan buna tezat olacak şekilde öyküyü çok hızlı oynar. Doğaçlama esnasında anlatanla oynayanın ritimleri değişebilir. Ancak bu değişim birbirine koşut olmak zorundadır.

*Senkron oyunu hem spontane hem de kurgu yaparak oynanabilir.



FOTOĞRAF ÇALIŞMASI:

Grup ikiye ayrılır. Her grup karşı gruba söylenecek üç fotoğraf konusu belirler. (Örneğin; İsa’nın son yemeği ve ya oltanın ucundaki solucana bakan balıklar gibi.) Bir grup diğer gruba fotoğrafı verdiği an üçe kadar sayılır ve grup verilen konuya uygun bir fotoğraf karesi oluşturup donar. Konuyu veren grup, fotoğrafa bakıp kimlerin oynayıp, kimlerin oynamayacağına karar verir. Bu kararla birlikte grup, konunun hangi üslupla oynanacağını da belirler (Örneğin; gerçekçi, dramatik, gerçek üstü, komedi... gibi.) Doğaç verilen direktifler doğrultusunda başlar.





19 EYLÜL 2006 SALI (10)

ISINMA-ANTREMAN TURU:

Grup halka biçimindedir. Bir oyuncu hemen bir form alır, diğer oyuncu o formdan çağrışımla doğacı başlatır. Hakem doğacı belli bir noktada keser. Doğacın son cümlesi diğer iki kişilik grubun başlangıç cümlesidir. Aynı cümle kullanılarak yeni bir doğaç başlar. Bu çalışmada amaç hem çalışma öncesi ısınmak, hem de pratik yaparak, daha kısa zamanda daha parlak buluşların ortaya çıkmasını sağlamaktır. Tiyatro sporunda hedef her zaman en kısa zamanda cazip bir fikir oluşturmaktır. Bunun için de oyuncu kendini her zaman öne atmalı, hazır cevap olmalı, doğacı geliştirecek yeni durumlar yaratabilmeli ve en önemlisi ikna edebilmeyi başarmaktır: Hem karşındaki oyuncuyu hem de seyirciyi...

FOTOĞRAF ÇALIŞMASI



21 EYLÜL 2006 PERŞEMBE (11)

ISINMA-ANTREMAN TURU:

Grup mekânda karışık bir biçimde yürür. Koç gruptan iki kişinin adını söyler. Adı söylenmeyenler hemen kenarlara oturur. Kalan iki oyuncu kendiliğinden doğaca başlarlar.



PARANTEZ İÇİ ÇALIŞMASI:

Grup, dörder kişilik gruplara ayrılır. Gruptaki iki kişi oyuncu, diğer iki kişi de parantez içlerini okuyan olur. Doğacın kurgusu parantez içini söyleyen kişiler tarafından belirlenir. Oyuncular parantez içleri çerçevesinde oynar. Parantez içlerini söyleyen kişiler, durumlara ve duygulara müdahale edebilirler, fakat replik söylememelilerdir.







23 EYLÜL 2006 CUMARTESİ (12)

ISINMA TURU-ANTREMAN:

Grup mekânda karışık olarak yürür. Koç elini çırptığında herkes bir beden formu yaparak donar. Koçun belirlediği iki kişi beden formundan yola çıkarak karşılıklı doğaca başlarlar.



ÖYKÜ KURMA:

Grup daire biçiminde oturur. Her oyuncu sırayla ilk önce sadece tek bir cümle kurarak, sonra da sadece bir kelime söyleyerek, ortak bir öykü kurulur. Öykü kurarken dikkat edilmesi gereken noktalar; öykünün çok girifte olmaması, son derece yalın düşünceler içermesidir. Bu, çalışmada amaç grubun ortak bir yaratı oluşturması ve birbirini dinleyerek, grubun birbirini tamamlamasını sağlayabilmektir.



SIFAT DOĞAÇLARI:

Üç kişi sahneye çıkar. Çıkan kişiler, kuracakları doğaçta mutlaka bir ailenin fertleri olarak rol üstlenirler. Koç bu aileye ya sadece bir sıfat yükler ya da aileden bir kişi belirgin sıfatın tezadı bir sıfat taşır. (Örneğin; korkak, somurtkan, şişman aile ya da saf anne baba, akıllı çocuk gibi.)

MASAL KAHRAMANLARINDAN OLUŞAN DOĞAÇ:

İki oyuncu farklı masallardan kahramanlar seçer. Koç veya seyirci bu kahramanlara masal dışı bir mekân söyler. Doğaç; seçilen kahramanların masallarındaki öğelerden ve kahramanların tipik özelliklerinden yararlanarak oluşturulmalıdır. (Örneğin: Pinokyo ve Rapunzel metroda. Gratel, Kırmızı Başlıklı Kız ve Sindirella’nın üvey ablası, ağda salonunda.)



26 EYLÜL 2006 SALI (13)

ISINMA TURU-ANTREMAN:

Gruba koç tarafından temalar verilir. Grubun her oyuncusu tema ile ilgili aklına gelen bir hareketi yapar. Ya da bir cümle veya kısacık bir öykü oluşturur. Bu çalışmada amaç hayal gücünü zorlamak ve hızlı düşünmeyi oluşturmaktır. Bu çalışmayı her oyuncu karışık bir sıra takip ederek ve çok süratli bir biçimde yapmalıdır.



“TİP” ÇALIŞMASI:

Grup sahnede karışık bir biçimde yürür. Koçun yönlendirmesi ile her oyuncu daha önce gözlemlediği bir tipi gözünün önüne getirir; seçtiği tip gibi yürümeye çalışır. “Tip”in en belirgin özelliklerini düşünüp onu bedenine geçirmeye çalışır. Daha sonra fısıltı halinde “tip” gibi konuşmaya başlar.

*Çalışmanın bu aşaması tamamlanınca, koçun söylediği oyuncular sırayla seçtikleri tipleri gruba oynarlar.

*Bireysel çalışmadan sonra koç gruba ortak bir mekân verir. Tek mekânda, seçilen tüm “tip”ler bir hareket yapıp donar. Sırayla herkes çözülüp, diğer “tip”lerle ilişki kurarak ya da onlardan bağımsız, seçilen tipe uygun olarak birer cümle söyleyip tekrar donarlar.

*Grup ikiye ayrılır. Her grup kendi içinde karşı gruptan iki oyuncunun ismini verir. Adı geçen oyuncular, karşı grubun belirledikleri mekânla sınırlı kalarak, seçtikleri “tip”leri oynayarak doğaca başlarlar.

*Her oyuncu kendisine ikinci bir “tip” bulur. Yine aynı şekilde gruplar karşı gruptan, kimlerin eş olacağını ve doğacın mekânını belirler. Oynanan doğaç sonrası, seçim yapan gruba koç tarafından “ daha iyisini oynar mısınız?” sorusu sorulur. Grubun cevabı “evet” ise grup kendi belirleyeceği iki kişi ile aynı mekânda, kendi tiplerini oynayarak, serbest bir doğaç oluştururlar. Seyirciye her iki grup tarafından yapılan doğacın hangisinin beğenildiği sorulur. En çok beğenilen doğaç, grubuna puan kazandırır.



28 EYLÜL 2006 PERŞEMBE (14)

ISINMA-ANTREMAN TURU:

Serbest eklemeli doğaç: Bir oyuncu sahneye çıkıp bedensel bir formda donar. İkinci oyuncu da ona karşılık bir form alarak doğacı başlatır.

MASALLARI BOZMA TURU:

Grubun bildiği ortak bir çocuk masalı seçilir. Doğaçlama masaldan yola çıkılarak, masalın belirli bir durumundan başlar, ancak masalın durumları, kahramanların özellikleri değiştirilir. Turun amacı masaldaki ayrıntıları kullanarak, kanavayı ters çevirerek ve masal bütününde yeni fikirler icat ederek komiği ortaya çıkarmaktır.



SIFAT ÇALIŞMASI:

Sahneye üç oyuncu çıkar. Karşı takım ve ya seyirci çıkan oyunculara sıfat ve mekân verir. Sahnedeki oyuncular söylenen mekânda sıfatı aile statüleri çerçevesinde oynar. Oyuncular sıfatı oynarken kendi içlerinde sıfatı derecelendirir ve bir oyuncu da verilen sıfatın tam tezadı olan sıfatı simgeler.(Örneğin; anne; cimri, baba; daha cimri, çocuk; en bonkör.)







2 EKİM 2006 PAZARTESİ (15)

ISINMA-ANTREMAN TURU:

Gruptaki her oyuncu "cıbırca" ile kısa bir öykü ve ya bir durumu oynar.

BELİRLİ STATÜLERLE CIBIRCA:

Sahneye iki kişilik gruplar çıkar. Koçun ve ya seyircinin verdiği statü ve ilişkiler doğrultusunda, cıbırca kullanılarak doğaç başlar. ( Örneğin; satıcı-alıcı, patron-işçi vb...)

SINIRLI "CIBIRCA":

Grup ikiye ayrılır. Her grup karşı gruba verilmek üzere; tip, mekân ve olay belirler. Gruplar karşı grubun yönergeleri doğrultusunda, yine karşı grubun belirlediği iki oyuncu ile doğaca başlar. Dışarıda kalan oyunculardan biri doğaca joker olarak girebilmektedir. Joker doğacı izler ve kendi önceliği ile doğaca katılır ve doğacı sonlandırır. Bu çalışmada da "cıbırca" dili kullanılır.( Örneğin; Âdem ile Havva- yasak elmanın yenmesi-cennet, köylü ile uzaylı-tarla-iki türün karşılaşması vb... )

TERCUMAN TURU:

İki oyuncu "cıbırca" ile kendiliğinden bir doğaç başlatır. Doğaç öncesi karar verilen tek şey; mekân ve kişilerdir. İki kişi oynarken iki oyuncu da cıbırcayı seyirciye tercüme eder. Bu çalışmada oynayan ile tercüme edenler arasındaki ilişkiler, oynayanın cıbırca ile çok uzun konuşurken tercümanın çok kısa konuşması gibi durumlarla, "komik öğe" yaratılabilir.



3 EKİM 2006 SALI (16)

MASAL (ANLATI) TURU:

Bir oyuncu bilindik bir çocuk masalı anlatır. Seyirci ve ya karşı takım masalı anlatan oyuncuya duygu durumu verir. Anlatıcı, masalı verilen duygu ile anlatmaya devam eder. Masal esnasında duygu durumları sık sık değiştirilir.( Örneğin; hüzünlü, coşkulu, hırslı vb...)

EFEKT TURU:

Sahneye çıkan oyuncu doğaca başlamadan önce, diğer oyuncular kendi çıkardıkları seslerle oyuncuya mekânını verirler. Oyuncunun kurgusu, dışardan gelen efektlerle belirlenir. Oynayan bu çalışmada çok az sözcük kullanmalıdır. Çünkü doğacı betimleyen sözcükler değil, efektlerdir.



9 EKİM 2006 PAZARTESİ (17)

ÇERÇİCİ TURU:

Seyirciden küçük kâğıt parçalarına, aklına gelen deyim, cümle, sözcük, nesne, mekân ve durumları yazması istenir. Tüm kâğıtlar bir torbaya atılır. Her oyuncu ilk önce teker teker bu torbadan bir kâğıt çeker ve kendi başına kâğıtta yazılandan yola çıkarak çağrışımsal bir doğaç yapar. Bu hareket ve ya öykü de olabilir.

*Bu çalışma daha sonra iki oyuncu ile yapılır. Bu kez iki kâğıt çekilir ve çalışma tamamen doğaca yöneliktir.

*Aynı çalışmanın değişik bir versiyonu da kâğıtlardan çıkan kelimeler ışığında doğaca önce bir kişi başlar daha sonra ikinci oyuncu doğaca katılır ve arzu eden varsa üçüncü bir kişinin katılımı ile doğaç sonlanır.

*Aynı çalışma bu kez de rüya ve politik söylem formatı ile sınırlandırılarak yapılır.



14 EKİM 2006 CUMARTESİ (18)

ÖYKÜ OLUŞTURMA

MASAL TURU: Bu turda değişik çocuk masallarından, masal kahramanları seyircinin verdiği mekânlarda karşı karşıya gelir

SÖYLEŞİ TURU(TEK YUMURTA İKİZ HAYVAN):

Sahneye çıkan iki oyuncu, seyircinin yönlendirmesi ile bir hayvan kimliğine girer. Seçilen hayvan konuşurken iki oyuncu sadece birer kelime söyleyerek karşılıklı cümle kurabilirler, çünkü doğacın kurgusunda iki oyuncu tek bir hayvanı canlandırır. Doğacı idare edip, konuşmayı yönlendiren bir de sunucu vardır. Sunucunun ilk cümlesiyle doğaç başlar. Bu çalışmada hedeflenen; ortak bir yaratı oluşturabilmek,( özellikle hayvanı canlandıran iki oyuncu için) karşılıklı anlaşmayı ve uyumu, anında sağlayabilmektir. Hayvan kimliği taşıyan oyuncular aynı zamanda oynanan hayvanın en tipik dış özelliğini beden formunda yakalamalı, doğaç boyunca hayvanın en tipik karakteristik özelliğini yansıtmayı unutmamalıdır. Doğaçta sunucuya düşen de hayvana sorulan sorular, sadece hayvan kimliğinde değil daha geniş bir düzlemde olmalıdır. Örneğin siyasi bir taşlama, çevre kirliliği, sanayi, eğitim vs...



RİTM ÇALIŞMALARI:

Grup elleri ile önce "dörtlük", sonra "sekizlik" sonra da "onaltılık" ritimler vurur. Ardından ayak dörtlük vururken el sekizlik vurur. Ritim çalışması tamamlanınca, grup ikiye ayrılır: Bir grup kendine ritmi dörtlük olan, diğer grup da sekizlik olan tipler oluşturur. Bu tiplerin konuşmaları ve hareketleri seçtikleri ritme uygun olmalıdır. Farklı iki ritme sahip olan iki oyuncu karşılıklı kısa bir doğaç yapar.  



16 EKİM 2006 PAZARTESİ (19)

BASIN TOPLANTISI:

Gruptan bir kişi dışarı çıkar diğer oyuncular "Basın Toplantısı"na katılacak olan kişinin kimliğini belirlerler ve beyaz tahtaya bu ünlü kişinin adını ve hangi olay sebebiyle basın toplantısı yapılacağını yazarlar. Dışarıdaki oyuncu tahtayı görmeden içeri girer ve masaya oturur. Gruptaki tüm oyuncular kişinin kimliğini net bir şekilde ortaya koymadan konu ile ilgili kişiye soru sorarlar. Masada oturan kişi sorulara kim olduğunu bilmeden ve sorulardan kaçmadan cevap verir. Masada oturan kişinin amacı; kim olduğunu ve neden burada olduğunu bulmaktır. Soru soranlar da direkt olmasa da masadaki oyuncuya kimliğini bulmada yardım etmelidir.(Örneğin: Einstein, Nobel Ödülü Aldıktan Sonra...)



Bugün toplantıda gösterinin turlarını belirleyip, turlar üzerine çalışmaya başladık. Seçilen turlar:

*Sıfat Turu

*Cıbırca Turu

*Parantez içi

*Çerçi

*Söyleşi

*Fotoğraf



21 EKİM 2006 CUMARTESİ

Bugün katılım beklenmedik bir biçimde az olduğu için prova yapılamadı !!!



25 EKİM 2006 ÇARŞAMBA (20)

BASIN TOPLANTISI

CIBIRCA:  

Aynı gruptan dört kişi sahneye çıkar. Gruptan iki kişi dışarı çıkarken, kalan iki kişi için, seyirciden mekân ve kişiler istenir. Oyuncular, seyirciden gelen teklifleri değerlendirip bir mekâna ve iki tipe karar verir. Dışarıda bekleyen iki oyuncu sahneye çağrılır. Mekânı ve kişileri bilen oyuncular seyircinin verilerini kendi kurguları içinde doğaçlamaya başlar. Doğaçlama “cıbırca kullanılarak oynanır. Dışarıdan gelen oyuncular, takım arkadaşlarını, koçun belirlediği süre içinde izlerler. Koçun işaretiyle cıbırca oynayanlar doğacı keser. İzleyen iki oyuncu, izledikleri doğacı en başından Türkçe ile oynamaya başlarlar. Koç bu kez de Türkçe oynayan çifti durdurur, ilk oynayan grup doğacına kaldığı yerden devam eder ve doğacı bu turda sonlandırır. İkinci oynayan grup da aynı gidişatı izleyerek doğaçlarını sonlandırırlar.



FOTOĞRAF ÇALIŞMASI:

Sahneye çıkan oyunculara, seyirciden beden formları vermesi istenir. Bir seyircinin oluşturduğu tabloya diğer bir seyirci isim verir. Üçüncü seyirci de doğaçta kimlerin oynayacağına karar verir (seyirci tarafından seçilmeyen oyuncular joker oyuncudur; joker oyuncu, gerek duyarsa doğaca katılır ve iki joker aynı anda oynayamaz. ). Seyirci tarafından belirlenen koşullarda doğaç spontane olarak oynanır.



28 EKİM 2006 CUMARTESİ (21)

NESNE TURU: Her oyuncu bir tane nesne seçer. Seçilen nesneler sahnede toplanır. Daha sonra oyuncular sırayla gelerek, bir nesne seçer. Seçilen nesneyle ilintili kısa bir doğaç yapar. Bu turda nesneleri kendi amaçları dışında kullanmak serbesttir.

*Sahneye bir oyuncu çıkar ve hayali bir nesneyi kullanarak doğacına başlar. Doğaç bittikten sonra kullandığı hayali nesneyi dönüştürüp başka bir nesne adı söyler ve seçtiği nesneyi, kendi belirlediği bir başka oyuncuya verir. Seçilen oyuncu kendisini söylenen nesne ile ilgili doğaca başlar.



ALFABETİK SIRA GÖZETİLEREK ÖYKÜ OLUŞTURMA

ALFABETİK SIRA İLE KONUŞMA:

Sahneye iki oyuncu çıkar. Çıkan oyuncular karşıt takımlardandır. Oyunculara seyirciden veya takımlardan bir nesne ve mekân belirlenir ve doğaç başlar. Doğaç esnasında oyuncular ilk cümlelerine alfabetik sıra gözeterek başlamak zorundadır. Eğer sırada hata olursa hata yapan oyuncu çıkıp yerine kendi takımından yeni bir oyuncu geçer ve doğaca kalınan yerden devam eder. (örneğin;  Ah canım yanıyor, yardım et. —Banane. — Canın çıksın senin de inşallah… gibi)



30 EKİM 2006 PAZARTESİ (22)

CIBIRCA TURU

PARANTEZ İÇİ

ŞİMDİ NE OLSUN?

TİP TURU: Oyuncular sırayla kendi buldukları bir tipi kısa bir öykü bütünlüğünde oynarlar. Daha sonra grup ikiye ayrılır. Gruplar karşı grubun tiplerini göz önünde bulundurarak tipleri eşleştirirler. Eşleşen her gruba karşı gruptan bir de doğacın geçeceği bir mekân verilir.  



31 EKİM 2005 SALI (23)

ISINMA TURU: Beden formu ile serbest doğaçlama.

SIFAT TURU: Sahneye üç oyuncu çıkar. Oyunculara doğacın geçeceği mekân ve iki sıfat, seyirci ve ya karşı takım tarafından verilir. Belirlenen sıfatlardan ilki dereceli, diğeri ise sıfatın tam karşıtıdır. Oyuncular, doğaçta verilen yönergeleri aile statüleri çerçevesinde yapmak zorundadır.

SÖYLEŞİ TURU



5 KASIM 2006 PAZAR

Bugün prova Mavi Sahnenin dolu olması nedeniyle yapılamadı

.

6 KASIM 2006 PAZARTESİ (24)

ISINMA TURU-ANTREMAN: İki oyuncu sahneye çıkar. Bir oyuncu soru soran, diğeri de soruları cevaplayan olur. Soruları cevaplayan oyuncu cevabına her seferinde “evet, ama …” diyerek başlamak zorundadır. Soruyu soran oyuncu da bu kalıp cevaba uygun sorular sormalıdır.



“GÖRÜLMEYEN, AMA SAHNEDE VAR OLADUĞU SANILAN ŞEY”:



Bir oyuncu mekândan dışarı çıkar. Seyirciler veya karşı takımdaki oyuncular bir hayvan seçerler. Seçilen hayvan dışarıdaki oyuncuya direkt olarak söylenmeyecektir. Oyuncu içeri girer ve herhangi bir durum yaratıp oynamaya başlar. Diğer oyunculardan bir kişi de seçilen hayvanı seslendirir. Seslendiren oyuncu hayvanın özelliklerine uygun olarak konuşmalıdır. Hayvanı bilmeyen oyuncu oyunu esnasında seçilen hayvanı bulmaya çalışmalıdır.(Bu çalışmada hayvan dışında nesne de belirlenebilir.)



“ZAMAN GİTTİKÇE DARALIYOR” TURU:

Tüm grup iki takıma ayrılır. İlk önce ısınma turu olarak herkes sırayla, ikişer cümle söyleyerek bir öykü anlatır. Sahneye çıktığı an duran, sıralamada doğacı üç saniye ile durduran bir oyuncu seyircinin veya koçun belirlemesiyle” ölür”. Ve nasıl öleceği karşı grup tarafından veya seyirci tarafından belirlenir. Belirlenen ölüm biçimini oyuncu kendi isteğince oynayarak oyundan çıkar.



*Aynı oyunun değişik bir versiyonu da sırasıyla anlatılan hikâyenin süresinin kısaltılmasıdır. Bu kez oyuncuların sadece bir cümle söyleme zorunluluğu vardır. Ve takımın hikâyeye başlama ve hikâyeyi bitirme süreleri bir dakikadır. Daha sonra anlatılan hikâye değiştirilmeden, süre yarım dakikaya indirilir.

* Aynı oyun bir de hikâyenin ikinci turunda seyirci veya karşı takım tarafından belirlenen duygu sınırlamasıyla anlatılır.(Dram, komedi, sürrealist, trajik vs… gibi)

CIBIRCA TURU



7 KASIM 2006 SALI (25)

RİTİM ÇALIŞMASI: Grubun her elemanı bir müzik aleti alır. Müzik aletleri genelde vurmalılardan seçilebilir. Ana ritim bir kişi tarafından doğaçlama olarak vurulur. Bu ritmin üzerine, teker teker her oyuncu kendi enstrümanı ile değişik ama ana ritme uyum sağlayacak farklı ritimler vurmaya başlar. Tüm ritimler koral bir şekle döndüğünde koç kreşendo ve dekreşendo olarak ritimleri yönlendirir. Ara da solo ve koro ritimler de duyulur. Bu çalışma sonrasında bu kez ritimlere insan sesi de eklenir. Fakat insan sesleri sadece vokal olmalıdır. Bu aşamada sözcük kullanılmamalıdır.

SÖYLEŞİ TURU: Daha önce yapılan bu çalışmada iki kişi hayvan yerine bir “tip” seçer ve o tipin özelliklerini taşıyarak kelime kelime, sorulara yanıt verirler.

CIBIRCA TURU:





12 KASIM 2006 PAZAR(26)

GÖRÜLMEYEN AMA SAHNEDE VAROLDUĞU SANILAN ŞEY

ÜÇLÜ DÖNME TURU:

Bir oyuncu sahneye çıkar ve seyirciden oyuncunun oynayacağı bir tip seçilir. Seyircinin belirlediği tip doğrultusunda oyuncu kurgusunu başlatır. Çıkacak olan ikinci ve üçüncü kişiler tiplerinde özgürlerdir. İkinci ve üçüncü oyuncu doğaca dâhil olduğunda, doğacı başlatan ilk oyuncu doğacın bir yerinde, doğaca uyacak biçimde doğaçtan çıkar. Doğacı ikinci ve üçüncü oyuncular bitirir.

BEDEN FORMLARINDAN YENİ DOĞAÇLAR OLUŞTURMA:

Sahneye iki oyuncu çıkar ve birbirine paralel veya tersi bir beden ifadesi yaparak doğacı başlatırlar. Koç doğacın bir yerinde doğacı keser. Çıkacak olan diğer iki oyuncu, bir önceki doğacın bitiş pozisyonunu alarak başka bir doğaçlama başlatırlar. Bu tur üç doğaçlama ile son bulur.

ALFABE TURU



13 KASIM 2006 PAZARTESİ(27)

ALFABE TURU

BEDEN FORMLARINDAN YENİ DOĞAÇLAR YARATMA:

Bu oyun bugün farklı bir biçimde denendi: Beden formundan yola çıkılarak iki kişi ile bir doğaç oynanır. Koçun işareti ile diğer çift, aynı formdan başka bir kurguyu oynanır. Koç doğacı tekrar kestiğinde, ilk oynayan grup en son formu alarak ilk başlattıkları öyküye devam eder. Oyun çıkan ikinci çiftin öyküsü de tamamlanınca biter. Bu durumda bu turda iki ayrı öykü oynanmış olur. Burada dikkat edilmesi gereken şey; doğaç kesildiğinde, diğer doğacın aynı hareketle başlaması ve oynanan öykülerin mutlaka bir son bulması olmalıdır.

SIFAT TURU: Bu oyun bu kez çıkan oyunculara mekân ve statü vermeden oynandı.

PARANTEZ İÇİ



14 KASIM 2006 SALI(28)

REKLÂM TURU:

Büyük bir sandığa rast gele, birbirinden bağımsız, birçok nesne konur. Sahneye iki oyuncu çıkar. Oyunculardan biri program sunucusu, diğeri de reklâmı yapılacak ürünün tanıtımcısıdır. Seyirciden reklamı yapılmak üzere bir araç istenir(tıraş makinesi, çim biçme aleti, blender, bıçak seti vs. gibi). Oyuncular, her iki konumda da birbirine yardım ederek, sandıktan çıkacak olan nesneleri, sanki tanıtılan ürünün değişik modelleri gibi seyirciye tarif ederler. Oyuncular sandıktan çıkacak olan nesneleri önceden görmemeliler. Bu çalışmanın amacı, nesneleri kendi amaçları dışında kullanarak, reklâmı yapılan nesnenin amacına hizmet edecek biçimde kullanmaktır.









Bugün, bu çalışmadan sonra,19 Kasım 2006 Pazar günü yapılacak, ilk seyircili provamıza yönelik çalıştık.

GÖSTERİDE OYNANMASI PLANLANAN TURLAR:

1-CIBIRCA TURU

2-SIFAT TURU

3-REKLÂM TURU

4-FORMLARDAN ÇAĞRIŞIMSAL DURUMLAR YARATMA TURU

Çalışmanın sonunda, belirlenen turlar üzerinden, gösteri formatında, genel prova mantığı ile müsabaka yapıldı.



18 KASIM 2006 CUMARTESİ GENEL PROVA(???)

Yarınki gösteri için, belirlenen turlar üzerinden müsabaka yapıldı.







19 KASIM 2006 PAZAR İLK GÖSTERİ (!!!!)

Oluşturulan grubun ilk gösterisi, bugün Ankara- Başkent Öğretmen Evi’nde yapıldı. Gösteri; UNICEF ve SHÇEK işbirliği ile hazırlanan VII. Çocuk Forumu projesi kapsamında, ilk defa çocuklarla buluştu. HERKESE HAYIRLI VE DE UĞURLU OLSUN!!! NİCE GÖSTERİLERE.



21 KASIM 2006 SALI(29)

SIFAT TURU:

Seyirciden, meslek ve mekân yönelimi alınır. Daha sonra seçilen mesleklere sıfatlar belirlenir. Bu sıfatlar birbirinden farklı sıfatlar olabilir. Yönelimler alındıktan sonra doğaç iki oyuncunun katılımı ile başlar. Doğaca üçüncü bir oyuncu joker olarak girebilir. Joker doğacı sonlandıran kişi olarak girmeli, sahnede gelişen öyküye hizmet etmelidir.



BELİRLİ BİR CÜMLE SAYISI İLE KISITLANAN DOĞAÇ:

Sahneye iki oyuncu çıkar. Oyunculara mekân ve meslek verilir. Doğaç başlamadan önce her oyuncuya koç tarafından cümle sayısı verilir. Oyuncu koçun belirlediği sayı kadar cümle kurabilir.



26 KASIM 2006 PAZAR (30)

KONTUR DOĞAÇ:

Grup ikiye ayrılır. Gruplara ikişer nesne verilir. Doğaç spontane bir biçimde başlar. Doğaç bittikten sonra, diğer grup oynanan doğacın tam tersini oynar.

EFEKT TURU:

Sahneye iki oyuncu çıkar. Bir oyuncu efekt yaparken diğer oyuncu da gelen efektin yönlendirmesi ile spontane bir doğaç yaratır. Efekti yapan oyuncu sahnede oynanan doğacı görmez. Mekânı ve durumu yaratan efektlerdir. Oynayan oyuncu duyduğu sesleri kendi kurgusuna yönlendirir.

27 KASIM 2006 PAZARTESİ (31)

ISINMA VE ALIŞTIRMA

*İkili Formdan Serbest Doğaçlama

*Serbest Doğaçlama: Oynanan doğaçlarda; önce büyük, sonra minimal hareketler kullanıldı. Daha sonra doğaçlar çok ağır ve yavaş hareketlerle oynandı.

SÖZSÜZ DOĞAÇ:

İki oyuncu sahneye çıkar ve serbest bir doğaçlamaya başlar. Oynanan doğaçta iki oyuncu da söz kullanmaz. Bu pantomim yapmak anlamında değildir. Oyuncular anları sessiz ve içsel oynamalıdır. Söz söyleme hakkı olan doğaca üçüncü olarak girecek joker oyuncudur. Joker oyuncu söz kullanarak, daha önce oynanan doğacın gidişatını sonlandırmak üzere sahneye çıkar.

ATASÖZÜ TURU:

Grup ikiye ayrılır. Her gruba bir atasözü verilir. Gruplar atasözünün anlamını uyandıracak bir doğaç örgüsü kurarlar.

NESNE VE KELİME TURU:

Sahneye çıkan iki oyuncu seyirciden iki adet nesne ve bir de bağımsız bir kelime yönelimi alır. Doğaç bu yönelimler çevresinde oynanır.(örneğin; sifon, buzdolabı ve kutsal kelimesi gibi…)

*Aynı yönelimlerle doğaçlamada kurgu; siyasi taşlama amaçlı kullanıldı.

KONTUR DOĞAÇ

28 KASIM 2006 SALI (32)

ISINMA TURU:

Oyuncular küçük bir daire olur. Ellerini önde birleştirirler ve herkes rast gele bir eli tutar. Daha sonra oyuncular ellerini bırakmadan çözülmeye çalışır.

KURGULU DOĞAÇ:

Sahneye iki oyuncu çıkar. Oyunculara seyirciden sadece bir nesne yönelimi verilir. Gruplar iki dakika düşünme süreleri boyunca kurgulu bir doğaç hazırlayıp, aynı sürede verilen nesne çerçevesinde bir doğaçlama oynarlar.(tasma, ustura, dürbün ve cop)

FORMDAN ÇAĞRIŞIMSAL SERBEST DOĞAÇLAMA

3 ARALIK 2006 PAZAR (33)

MÜZİK ALIŞTIRMALARI:

Belirli bir nota üzerinden kanon çalışması yapıldı. Daha sonra aynı parçanın sözleri, yine notaya bağlı kalarak değişik müzik tarzları ile söylendi; türkü, hip hop, pop tarzında örneğin.

RİTİM VE TİP ALIŞTIŞTIRMALARI:

Grup değişik ritim kademeleri ile alan içinde yürüdü. Yürürken grubun aynı ritmi yakalamasına dikkat edildi. Daha sonra belirlenen ritimlerde yürürken, o ritme uygun tipler bulundu. Koçun belirlemesi ile tipler karşılıklı ikili bir biçimde karşılaşıp spontane bir doğaç oynandı.

HABER ALIŞTIRMASI:

Daha önceden belirlenmiş gazete kupürlerinden her kişi kendine bir haber seçti. Sahneye iki oyuncu çıktı. Bir oyuncu kendi belirlediği haberi sanki bir haber programında sunuyormuş edası ile haberi sunarken, diğer kişi de aynı haberi kendiliğinden sağır ve dilsiz alfabesi kullanıyormuş gibi ses kullanmadan sadece bedeni ile anlatmaya çalıştı.

*Aynı çalışma bu kez üç oyuncu ile oynandı. Bu kez çalışmaya katılan üçüncü oyuncu ana haber merkezine bağlanan muhabir tipinde haberi ana merkezdeki haberci ile paylaştı. Her iki çalışmada da esas olan, haberleri sunan kişiler arasında küçük oyunlar oynansa da asıl vurgunun ortada haberi bedeni ile anlatan oyuncunun vurgu alıyor olmasına dikkat edilmesidir.

4 ARALIK 2006 PAZARTESİ (34)

SENKRON OYUNU(DUBLAJ):

Grup dört kişilik küçük gruplara ayrılır. Gruplardan iki kişi oynayan, iki kişi de seslendiren olur. Bu oyunun iki versiyonu vardır: İlki; kurguyu oynayan iki kişi belirler ve seslendirenler oynayanlardan anladıkları duruma uygun seslendirme yaparlar. Diğer versiyonda ise; kurguyu seslendiren grup yapar ve oynayanlar seslendirmeye göre oynar.

SÖZCÜK SAYISI:

Sahneye iki oyuncu çıkar ve serbest bir biçimde, herhangi bir konuda doğaca başlarlar. Koç konu başlar başlamaz oyuncuların sözlerinde kullanabileceği sözcük sayısını verir. Oyuncu söylenen sayıya uymak zorundadır.

DOĞAÇ ESNASINDA BELİRLİ CÜMLELER OYUNU:

İki oyuncu serbest spontane bir doğaca başlarlar. Doğaç an an kesilir. Bu aralarda oyunculara seyirciden ve ya koçtan cümleler gelir. Oyuncu anında gelen cümleyi doğacında kullanmalı ve durumu gelen cümleye göre dönüştürebilmelidir.

7 ARALIK 2006 PERŞEMBE

Bugün şirkette toplandık. Güzel bir yemek masası etrafında çalışmalarımız hakkında konuştuk. Yemek esnasında “sıcak sandalyeler” adında bir oyunla birbirimize özel ve kişisel sorular sorduk. Ayrıca herkes teker teker tiyatro sporuna bugüne kadar olan çalışmaları, kendini ve ya grubu elştirdi.

10 ARALIK 20006 PAZAR (35)

MÜZİK ÇALIŞMALARI: Nefes ve ses açtıktan sonra şarkıda iki ses üzerine çalıştık

ISINMA OYUNLARI

LİDERİNİ TAKİP ET OYUNU: Grup mekânda yürürken istiyen bir oyuncu elini birbirine vurarak lider olur ve herkes liderim belirlediği formda hareket etmeye başlar.

LİDER KİM OYUNU:

Bir kişi dışarı çıkar. Grup aralarından bir lider seçer. Dışarıdaki kişi içeri girince liderin belirlediği formda alanda yürümeye başlar. Lider ebeye yakalanmadan formları ya da hareketleri sürekli değiştirir. Ebe liderin kim olduğunu bulmaya çalışır.

HABER TURU:

Tur önce iki haber, önce bir spiker bir muhabir ile daha sonra da bir spiker, bir haberi bedeni ile anlatan kişi ile oynandı.

11 ARALIK 2006 PAZARTESİ (36)

SENKRON – DUBLAJ TURU

BORİS(SALÂVAT BEKİR) TURU:

Bu oyunda bir sorgucu polis, bit de sorgulanan suçlu vardır. Sorgucu, sorgulanana birbirinden faklı, gerçek düzlemden uzak birçok suçlayıcı soru sorar. Sorgulanan tüm sorulara yanıt vermek zorundadır. Daha sonra sorgucu suçluya net bir suç belirtir. Hatta sahneye suça şahit olan bir de tanık( nesne ve ya insan ) çağırır. Tanık ifadesi alınır veya ifade sorgucu tarafından anlatılır. Sonunda da sorgulayan suçluyu ya affeder ya da cezalandırır. Bu turda önemli olan gerçeklik düzleminden uzaklaşmaktır. Örneğin sorgucu tarafından sorulan sorular atasözlerinden ve ya şarkı sözlerinden yola çıkılarak oluşturulabilir.

OPSESİON TURU:

Sahneye iki oyuncu çıkar. Oyunculara seyirci tarafından bir opsesion belirlenir. Oyuncular kurguyu ve mekanı spontane bir biçimde doğaçlayarak, doğacın içinde verilen opsesionu oynar. Bu oyunda amaç sürekli opsesionların altını çizmek değil, kurgu içinde her iki oyuncunun da opsesionlarını çarpıcı bir biçimde göstermeleridir..

14 ARALIK 2006 PERŞEMBE (37)

OPSESİON TURU

HABER TURU:

Seyirciden herhangi bir haber istenir. Oyuncular haberi dinledikten sonra tamamen özgür bir çağrışımla haberi algıladıkları biçimde oynarlar.

17 ARALIK 2006 PAZAR(38)

MÜZİK ÇALIŞMASI:

İki ses ve kanon çalışmaları yapıldı. Daha sonra grup nakarat melodi söylerken bir kişi doğaçlama şarkı söyledi. Şarkı öncesi bu çalışmadan bir cümle ve ya kelime yönelimi almak uygundur.

YARIŞMA VE YA MÜSABAKA SUNMAK:

Herkes ilk önce bireysel olarak bir yarış sundu. Daha sonra iki kişi karşılıklı oynayarak maç ve ya yarışma sundu. Alıştırmanın bu aşamasında iki kişi birbiriyle sürekli paslaşmalı ve iki kişinin hem tipi hem de ritmi farklılıklar taşımalıdır. Kişilerden biri yarışmayı sunan, diğer kişi de konunun uzman kişisi olarak konuk rolünü üstlenir.

FORMDAN GEÇİŞ:

Bu turda en önemli şey doğacı başlatan ilk kişinin ilk cümlesidir. Bu cümle ne kadar dişi olursa doğaç o kadar sürükleyici olacaktır. İlk cümlenin özelliği; hem komik olması, hem de karşıdaki oyuncuya kim olduğunu ve nerede olduğunu belirtmesidir.

18 ARALIK 2006 PAZARTESİ (39)

ÖYKÜ OLUŞTURMA:

Grup daire biçiminde yere oturur. Herkes sırayla bir kelime söyler. Bir kişi söylenen kelimelerden ister hepsini kullanarak, ister aralarından seçerek bir öykü anlatır. Burada önemli olan öykünün seri bir biçimde akmasıdır.

ÖYKÜ TAMAMLAMA:

Seyirciden bir kelime yönelimi alınır. Her oyuncu sırayla kalkıp sadece bir cümle söyleyerek yönelimden hareketle bir öykü anlatır. Bu çalışmada süre bağlayıcıdır.

ANLATI BİÇİMLERİ:

Seyirciden bir kelime yönelimi alınır. Kelimeden sonra alınan diğer yönelimde öykünü anlatılış biçimidir. ( Örneğin; spatula – polisiye, kumaş – aşk vb. )

BAŞTAN SONA - SONDAN BAŞA TURU:

Grup küçük gruplara ayrılır. Her grup kendine kurgulu bir doğaç konusu bulur. Doğaç, kurgu tamamlandıktan sonra oynanmaya başlar. Doğaç bittiğinde diğer grup bu kez oynanan doğacı sondan başa oynar. Bu çalışma, oynanan kurguyu terse yatırarak oynanabileceği gibi, kurguya sadık kalınarak sadece ritim değişiklikleriyle de oynanabilir.

* Aynı çalışma, seyirciden bir cümle yönelimi alınarak da oynanabilir.

ALFABE TURU

THEATRAL ÖLÜM:

İki oyuncu sahneye çıkar. Seyirciden iki meslek ve mekân yönelimi alınır. Oyuncular spontane olarak doğaca başlarlar. Doğaçta kurgu oluştuktan sonra bir oyuncunun bir biçimde ölmesi gerekmektedir. Fakat bu ölüm, bilindik bir biçimde hayattaki sebeplerden biri ile alakalı olmamalıdır.

21 ARALIK 2006 PERŞEMBE (40)

MÜZİK ÇALIŞMALARI: Üç ses şarkı çalışması yapıldı(Uzun İnce Bir Yoldayım).

*İki ses koro üstüne solo doğaçlama şarkı söyleme çalışması yapıldı.

KELİME KELİME ÖYKÜ OLUŞTURMA ÇALIŞMASI:

Herkes daire biçiminde oturur. Oyuncular sırasıyla sadece bir kelime söyleyerek ortak bir hikâye ve ya öykü oluşturmaya çalışırlar. Bu çalışmada daha önceden belirlenen bir ritim vardır. Her oyuncu bu ritme uymalı, ritmi kaçıran, ritim dışında kelime söyleyen oyundan çıkar.

*Aynı çalışma tekniği ile bu kez gündemden belirlenen bir haber anlatılır.

FORMDAN GEÇİŞ

SÖYLEŞİ TURU(TEK YUMURTA İKİZ HAYVAN)

24 ARALIK 2006 PAZAR(41)

MÜZİK ÇALIŞMASI: Üç ses şarkı söyleyebilme üzerine çalışıldı(Çiğ)

KELİME KELİME ANLATI ÇALIŞMASI: İki oyuncu sahneye çıkar. Oyunculara anlatı üzerine bir konu verilir. Oyuncular sırayla sadece bir kelime söyleyerek verilen konu üzerine anlatı yaparlar.(Örneğin; erken seçim, börek tarifi vs…)

ALFABE TURU: Oyunculara sadece mekân yönelimi verilir.

25 ARALIK 2006 PAZARTESİ (42)

CIBIRCA TURU

REKLÂM TURU

FORMDAN ÇAĞRIŞIM TURU

CÜMLELER TURU:

Seyirciden önceden belirlenmiş bir konu sınırlaması ile(örneğin; şarkı sözleri) kâğıtlara cümleler yazması istenir. Yazılan pusulalar sahneye atılır. Sahneye iki oyuncu çıkar. Oyunculara yine seyirciden meslek ve mekân yönelimleri alınır. Doğaç verilen yönelimler ile başlar. Oyuncu koçun işareti ve ya kendi inisiyatifi ile yerden rast gele bir kâğıt seçer ve doğaç esnasında, hemen, o anda kâğıttaki cümleyi söyler ve doğaca devam eder. Burada önemli olan yerden gelen cümleyi bir biçimde doğaca yedirmektir. Kâğıt çekme iki oyuncu arasında sıra ile olmalıdır. Kaç cümle seçileceği oyuncuya ya da koça bağlıdır.

DÖRTLÜ DÖNME TURU:

Sahneye dört oyuncu çıkar. Oyuncular birbirini markelemeyecek biçimde dört ayrı köşeye geçer. Seyirciden köşeler için farklı dört duygu durumu alınır. Oyunculardan biri spontane olarak bir hikaye ve ya durum anlatmaya ya da oynamaya başlar. Fakat anlatısında köşesinin duygu durumuna uygun davranmak ve konuşmak zorundadır. Tam tur dönünce, bu kez oyuncular kısa ve seri bir biçimde yer değiştirirler. Her yer değişen oyuncu o köşenin duygu durumunu alır.

Bu turun ilk versiyonunda; oyuncular birbirleriyle yer değiştirir ve aynı öyküyü devam ettirir. Diğer versiyonunda da her oyuncu tek tek kısa bir hikâye anlatır. Hikâyesini anlatırken de köşelerde kendi başına döner.

DUYGU DURUMU TURU:

Sahneye iki oyuncu çıkar. Oyunculara meslek, mekân yönelimleri verilir. Ayrıca kişilere, seyirci tarafından bulundukları yönlerde birer duygu durumları saptanır. Oyuncular doğaçları esnasında birbirleriyle yer değiştirip doğaca bulundukları yerin duygusu ile devam ederler.

28 ARALIK 2006 PERŞEMBE (43)

HARF TURLARI

1. HEP AYNI HARF TURU:

2. Grup ikiye ayrılır. Her oyuncuya sadece bir harf verilir. Grup hep birlikte ortak bir hikâye anlatır. Her oyuncu sırası geldiğinde, kendi harfiyle başlayan bir cümle söyler. Burada amaç çabuk düşünmek ne hikâyeyi sekteye uğratmadan devam ettirmektir.

3.  KELİMENİN SON HARFİ İLE BAŞLAMA TURU:

Sahneye iki oyuncu çıkar. Seyirciden bir başlangıç cümlesi alınır. Doğaç spontane olarak verilen yönerge cümlesi ile başlar. Oyuncular oynarken, karşısındaki oyuncunun söylediği son kelimenin son harfi ile başlayan bir cümle kurmak zorundadırlar (örneğin; - Ne yapıyorsun orda? – Anneme börek açıyorum. Vb…)

SENKRON TURU:

Oyuncular ikili ve ya üçlü guruplara ayrılırlar. Her gurup kendine oynamak üzere bir kurgu belirler. Daha sonra bir grup kurgusunu oynarken, diğer gurup oynanan oyunu izlemez ve duymaz. Oyun bittikten sonra oynayan gurubu seslendirecek ekip, sahnenin kenarına gelir. Oyun tekrar oynanır ama bu kez oynayanlar konuşmaz, kurgularını değiştirmeden sadece bedenleri ile oynarlar. Diğer gurup da onları seslendirir.

29 ARALIK 2006 CUMA

Bugün Mavi Sahnede yılbaşı nedeni ile özel bir gece organize ediliyor. Biz de bu gecede davetlilere küçük bir gösteri yapacağız. Gösteride sadece cıbırca ve cümle yönelimi turlarını yapacağız.

3 ARALIK 2007 ÇARŞAMBA (44)

ISINMA OYUNLARI

- ELEKTRİK OYUNU

- SESİ BULMA:

- Bir kişi ebedir, arkası dönük bir şekilde duvara yaslanır. Diğer kişiler sırasıyla ebenin arkasına geçip, değişik sesler çıkartır. Ebe sesin kime ait olduğunu bulmaya çalışır.

- KİMDE OYUNU:

- Bir kişi dışarı çıkar. Ebe dışarıdayken gruptan bir kişiye herhangi bir nesne verilir. Nesneyi alan kişi nesneyi saklar. Ebe içeri girer ve herkes ile göz kontağı kurup nesnenin kimde olduğunu bulmaya çalışır.

ÜÇ KİŞİLİK TURU:

Her oyuncu önceden kendine birbirinden ayrı üç tip ve ya karakter seçer. Sahneye iki oyuncu çıkar. Oyunculara seyirciden mekân ve durum yönelimleri alınır. Doğaç yönelimler doğrultusunda başlar. Koçun işareti ile kurgu devam ederken bir oyuncunun karakteri değişir ve anında seçtiği bir diğer tipi ile oynamaya başlar. Burada önemli olan figürlerin birbirinden farklı olması, geçişlerin keskin ve belirgin bir biçimde olması ve karşıdaki oyuncunun her değişen figüre yeni bir tepki vermesidir, fakat tipler değişirken hikâye bir biçimde devam etmelidir. Bu turda yönelimlerin dışında seyirciden de bir figür istenebilir.

HABER TURU:

İki versiyonu da çalışıldı; ana haber spikeri – muhabir ve sağır dilsizler alfabesi ile konuşan sunucu, spiker ve muhabir(muhabirin röportaj yaptığı kişiler.)

4 OCAK 2007 PERŞEMBE (45)

MÜZİK ÇALIŞMALARI:

Kanto türünde olan Bayan Bana Bak adlı parça çalışıldı. Parçanın melodisine sabit kalarak, doğaçlama olarak sözlerinde oynama yapıldı. Seyirciden bir cümle alarak, şarkı o cümle ekseninde doğaçlanarak sözler değiştirildi. Her oyuncu sırayla sadece bir cümle söyleyerek şarkı sözleri grupça belirlendi.

HARF TURU:

İki oyuncuya seyirci tarafından bir durum verilir. Oyuncular bu durumu oynanırken, karşılarındaki oyuncunun son cümlesinin son harfi ile başlayan bir cümle kurmaya dikkat edildi.

ÜÇLÜ DUBLAJ:

Sahneye üç oyuncu çıkar. Oyuncular A, B, C diye sınıflandırılır. A, B’yi, B C’yi, C de A’yı seslendirir. Bu çalışmada röportaj tekniği kullanılır. Seyirciden durum yönelimi alınır.

7 OCAK 2007 PAZAR (46)

ŞİMDİ NE OLSUN?

HABER TURU

8 OCAK 2007 PAZARTESİ (47)

MÜZİK ÇALIŞMASI

11 OCAK 2007 PERŞEMBE (48)

CIBIRCA TURU

REKLÂM TURU

FORMDAN GEÇİŞ TURU

HABER TURU

14 OCAK 2007 PAZAR (49)

ÜÇ KİŞİLİK TURU

ŞİMDİ NE OLSUN

HABER

15 OCAK 2007 PAZARTESİ (50)

NESNE ALMA TURU:

Seyircilerden herhangi bir nesne alınır. Alınan nesne ya kendi amacı ile ya da isteğe göre kendi amacının dışında kullanılarak başı sonu olan bir doğaç oynanır. Doğacı iki oyuncu oynar.

18 OCAK 2007 PERŞEMBE (51)

Bugün ilk kapalı gösterimiz için takımlar belirlendi.

Provada, tüm turlar gösterideki formatı ile baştan sona oynandı.

21 OCAK 2007 PAZAR (52)

22 OCAK 2007 PAZARTESİ (53)

Mavi sahnede, gösteri formatı ile ilk kez kapalı gösterimizi yaptık.

25 OCAK 2007 PERŞAMBE (54)

Yaratıcılık üzerine egzersizler yaptık:

EFEKT ÇALIŞMASI: Grup iki kişilik gruplara ayrılır. Gruplar bir durumu, sadece efekt ve seslerle anlatırlar. Bu çalışmada nesneler de ses çıkarması açısından kullanılabilir.

SEYİRCİDEN KELİME ALMA:

İki oyuncu sahneye çıkar ve seyirciden belirli bir sayıda, birbirinden bağımsız kelimeler alınır. Doğaç spontane olarak kurulur. Doğaç esnasında seyirciden alınan kelimeler mutlaka kullanılmalıdır.

NESNE:

Ortaya birçok nesne koyulur. İki oyuncu sahneye çıkar. Koç tarafından ortadaki nesnelerden biri seçilir ve oyuncu seçilen nesne etrafında bir doğaç oynar. Bu çalışmada yaratıcılık zorlanmak için zamanlama yapılır. Grupların iki dakikaları vardır. Zamanını dolduran doğacı bitmese bile, süre dolunca iki oyuncunun ve nesnenin adını söyleyerak doğaçlarını bitirirler. Bu çalışma böyle hız alarak ve sürekli eş ve nesne değiştirerek devam eder.

28 OCAK 2007 PAZAR (55)

Toplantıda grubun sorunlarına ilişkin sohbet edildi. Sorunlar tartışıldı. Geçen haftaki gösterinin değerlendirilmesi yapıldı.

29 OCAK 2007 PAZARTESİ (56)

Mavi sahnede ikinci kapalı gösterimizi yaptık.

15 ŞUBAT 2007 PERŞEMBE (57)

Bugün provayı Ekin Tiyatrosunda yaptık. Cıbırca, haber, formdan geçiş turlarını birer kez aldık. Pazartesi günü, prömiyerde sahneye çıkış müziğimiz için, dansımız hazır olana kadar geçici bir koreografiye çalıştık.

22 ŞUBAT 2007 PERŞEMBE (58)

ISINMA TURU:

Tüm oyuncular sahnede yürürken koç iki oyuncunun ismini söyler ve onlara bir mekân yönelimi verir. Oyuncular anında mekân ile bağlantılı bir öyküyü oynarlar.

NESNE İLE ÖLME:

Oyunculara seyirciden bir nesne yönelimi alınır. Oyuncular bu yönerge doğrultusunda serbest bir doğaca başlarlar. Fakat seyirciden alınan nesne doğaç esnasında bir oyuncunun ölümüne sebep olacaktır. Burada amaç nesnenin işlevini tamamen farklılaştırarak, o nesneyi bir ölüm aletine çevirmektir.

İCAT TURU:

Seyircilerden icadını merak ettikleri bir nesne istenir. Bu yönerge seçildikten sonra iki oyuncu alınan nesnenin icadına ilişkin bir doğaç oluştururlar. Bu turda oyuncular icat edilecek nesnenin icadına neden ihtiyaç duyulduğunu ve icadın nasıl gerçekleştiğini doğaçlarında işlemelidirler.

DİA SHOW:

Seyircilerden bir mekân ya da bir durum alınır. Oyuncular takımlar halinde bu yönergeyi anlatacak fotoğraf kareleri oluştururlar. Burada amaç fotoğraf karelerinin hızlı bir biçimde değişmesi, öykünün net bir biçimde bu karelerin akması ile anlaşılmasıdır.

CIBIRCA/TÜKÇE:

İki oyuncu sahneye çıkar. Setirciden mekân ve meslek yönelimleri alınır. Oyuncular yönergeler doğrultusunda doğaçlarını cıbırca ile oynamaya başlarlar. Koçun işareti ile cıbırca dili anında Türkçeye döner. Bu değişim doğaç esnasında belirli bir sayıda devam eder. Bu çalışmada önemli olan her iki dilin ortak ritme ve ses rengine uyum sağlaması, cıbırcadaki hareketler ile Türkçeye geçişteki sözlerin anlık uyumlarıdır.

SUFLÖR TURU:

İki oyuncu sahneye çıkar. Oyunculara bir de seyirci katılır. Yine seyirciden doğacın başlangıç cümlesi olacak bir cümle yönelimi alınır. Oyuncular bu yönerge ile doğaca başlarlar. Her oyuncu kendi inisiyatifini kullanarak, doğacın herhangi bir yerinde “suflör” der. Bu komutla sahnedeki seyirci doğaca bir cümle söyler. Oyuncu bu cümleyi olduğu gibi kullanmak zorundadır. Amaç seyirciden gelen cümleyi oyuna katmaktır. Bu turda suflör iki kişi de olabilir.

25 ŞUBAT 2007 PAZAR (59)

ALFABE EGZERSİZİ: Tüm ekip daire biçiminde oturur. Her oyuncunun bir sayısı vardır. Koçun herhangi bir sayı söylemesi ile birlikte grup a harfinden başlayarak z harfine kadar ortak bir öyküyü kurar ve sonlandırır. Koç çalışmada sayıları karışık söyler. Sayısı gelen oyuncu kalan harften devam etmek zorundadır. Geçişlerde hızlı olmak şarttır.

- Bu çalışmanın bir diğer versiyonu da dört kişi ile yapılmasıdır. Oyunculara mekân verilir. Bu dört kişi farklı kişiliklerle hikâye de yer alır. Her oyuncu kendi çizdiği karakteri muhafaza etmek zorundadır. Çalışma oturularak yapılsa da, oynanır.

EŞ ZAMANLI DOĞAÇ(SÖZCÜK AVI)

CIBIRCA

HABER TURU İÇİN EGZERSİZ: Koç gruba belirli yer isimleri söyler. Her oyuncu verilen mekânı kendi çağrışımı ile bedeni ile ifade etmeye çalışır.

Toplam olarak 60 provada gösteriye hazırlanan bu grup uzun ve yorucu bir süreçten doğaçlama tiyatro alanında çok şey öğrenerek sahneye çıkmayı başarmıştır. Grup bu alanda uzman olan Kadir Çevik ve Sevda Çevik tarafından çalıştırılmış, gösteri sırasında da yönetilmiştir.

İlk gösterim Ankara Ekin Tiyatrosu 19 Şubat 2007 снять коттедж в поляницеtranssiberian railroad toursОлександр Васильович Фільчаков